Ekonomik çöküşümüzün Türkçe sırları

Sizce Türkçe öğretmenleri ekonomiyi kurtarabilir mi? Bence kurtarır. Biraz uzun sürer ama kurtarırlar. Çünkü Türkçe öğretmenlerinin, yazarların ve sanatçıların ekonomiyle olan ilişkisini keşfettim bugün.

Eski atasözleri arasında yanlış bildiğimiz atasözlerinin doğrusu olduğu iddia edilen bir listeyle karşılaştım.

Yanlışlığı kabak gibi ortada olan atasözlerinin hiç kimse tarafından da fark edilmeden bu ülkede yıllardır yanlış kullanılmalarının sebebini hiç düşündünüz mü?

Ben düşündüm. Düşündüm de şu kanaate ulaştım. Bence tamamen, anadilini bile doğru düzgün koruyamayan bir dönem yaşamış olmanın etkisi bu. Savaş sonrası entelektüel yokluğu, ardından yazılı kültürün azlığı deyimlerin sadece dilden dile dolaşarak zaman içinde değişmesine neden olmuş olmalı.

Çünkü entelektüelleri olmayan toplumlarda önce kavramlar ve hemen ardından kültür önemini yitirir.

Sonra yavaş yavaş geçmişinizle bağınız kopmaya başlar. Kavramlarınızın ifade gücü zayıfladığında, siz o dil ile bir şey üretemezsiniz.

Kavramları sorgulamadan kullanırsınız.

Meeting set etmeyi garipsemezsiniz.

Overload olup, down duruma geçersiniz.

Kurumsal asetleri maksimize edecek bir case handle etmeye çalışır, buna bir team assign eder ve isteyeceğiniz reportlara deadline’ı belirtirsiniz.

Tabii ki FYI mi, nice to have mi yoksa must mı olduğunu mutlaka point etmeniz gerek.

Eğer gerekirse third partyler call back edilir. Clientlar assemble edilir, mailing yapılır.

İşler yolunda giderse mutlaka bu konudaki major concernümüzü clarify etmelisiniz.

Schedule’ın gerisinde kalırsanız team’inizi push etmeniz gerek.

Konuyu böylece finalize edersiniz.

What can I do sometimes…

Biliyorum, gülümsüyorsunuz ama inanın ki bu işin gırgırı pahalı.

Konuşurken bazı atasözlerinin doğrusunu kullanmaya çekiniyorum, doğrusunu kullandığımda yüzüme garip garip bakılıyor, bir de anlamını izah etmek zorunda kalıyorum.

Çünkü siz de biliyorsunuz ki herkesin yaptığı hata, kimsenin bilmediği doğruyu yapmaktan daha karizmatiktir.

Eskiler bunu şöyle özetleyivermişler; “Galat-ı meşhur, lügat-i fasihten evladır.”

Dil’i bugüne taşıyan aracıların kalitesi düşük olunca, kavramlarımız zayıflamış absürt anlamlarla anlaşır hale gelmişiz.

Şu aşağıdaki listeyi görünce sizin de aynı kanaatte olacağınızı düşünüyorum;

 Entelektüelleri olmayan toplumlarda önce kavramlar ve hemen ardından kültür önemini yitirir.

Bizim yanlış bildiğimiz atasözleri ve doğruları şöyle;

  1.  “Güzele bakmak sevaptır” değil, “Güzel bakmak sevaptır”
  2. “Azimle sıçan(eylem) duvarı deler” değil, “Azimli sıçan(hayvan olan) duvarı deler”
  3. “Göz var nizam var” değil, “Göz var izan var” (İzan: anlayış, anlama yeteneği. Nizam: düzen, kural)
  4.  “Aptala malum olurmuş” değil, “Abdal’a malum olurmuş”
  5.  “Kısa kes Aydın havası olsun” değil, “Kısa kes Aydın abası olsun” (Aba bir giysidir ve Aydın efesinin abası kısa ve dizleri açıktır)
  6. “Su uyur düşman uyumaz” değil, “Sü uyur düşman uyumaz” (Sü: asker)
  7. “Saatler olsun” değil, “Sıhhatler olsun” (Sıhhat: sağlık)
  8. Su küçüğün söz büyüğün” değil, “Sus küçüğün söz büyüğün”
  9. “Elinin körü” değil, “Ölünün kûru” (Kûr: mezar, gömüt)
  10. “Sıfırı tüketmek” değil, “Zafiri tuketmek” (Zafir: soluk, kazanç)
  11.  “Eni konu” değil, “Önü sonu”
  12.  “Geçti Bolu’nun pazarı, sür eşeği Niğde’ye” değil, “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye” (Bor: Niğde’nin ilçesi)
  13.  “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” değil, “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” (Ane: Bağdat’ta bir uçurum. Yar: uçurum)
  14.  “Haydan gelen huya gider” değil, “Hayy’dan gelen Hu’ya gider” (Hayy, Hu: Allah’ın isimleri. Yani, Allah’tan gelen mal/mülk yine Allah’a gider.)
  15.  “Fukaranın düşkünü beyaz giyer kış günü” değil, “Zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü” (Zürefa: Kibar kişilere verilen isimdir. Zarifin çoğuludur. Zarif kişilerden birisi fakirleştiğinde gücü yetmediğinden olmayacak/yersiz tarzda giyinir.)
  16. “Altı kaval, üstü şişhane” değil, “Altı kaval, üstü şeşhane”(Kaval: Namlu mermiyi nereye atacağı çok da kestirilemeyen düz bir borudur. Şeşhane: Mermiyi atış ekseni etrafında döndürerek çok daha hassas nişan almayı sağlayan altı yivli namludur)

Size bu atasözlerini taşıyan yazarlar, öğretmenler, esnaf, şairler… Türkçe’yi yani kendi dillerini araştırma zafiyetinden dolayı kendilerinden sonrasına bugün kullandığımız dil’i hediye ettiler.

Çocuklara dilini ne kadar iyi öğretirseniz, onlar da ekonomiyi o hızla kalkındırırlar. Herkesin kekeme oluşundan daha kötüdür “yanlış” kelimelerle anlaşmaya çalışmak.

Netice: derdimizi anlatamıyoruz.

Netice: derdimizi anlattığımızı zannediyoruz.

Netice: birbirimizi anlamıyoruz.

Netice: birbirimizi anlamadığımızı da anlamıyoruz.

Netice: hep kavga ediyoruz.

Netice: üretemiyoruz.

Netice: biz hep ithal ediyoruz.

Bugün yapılacak en iyi şey, iyi ekonomi için dil’imize sahip çıkmaktır.

Size çok pahalı bir espri yapayım mı? Nasıl olsa bedelini ödedik.

Yazıyı burada finalize ediyorum. :)))

What can I do sometimes…